




Yaşam alanlarımızı günden güne kuşatan çevre bozulmasının yanısıra, toplumsal yaşamımıza da bulaştırılmak istenen birtakım çirkinlikler, güzel Anadolumuz'da yüzlerce yıllık geçmişi olan hoşgörü ve sevgi ortamını hedef almışdır. Bunun en utanılası örneği; Anadolu kültürüne bir PİR SULTAN ABDAL'ı, bir AŞIK VEYSEL'i ve daha nice güzel insanı armağan eden SİVAS'da yaşanmışdır.
Anadolu halkının nakış gibi dokunmuş, çiçek çiçek bezenmiş ve hoşgörü dolu geçmişine bir kara gölge gibi düşen bu çirkinlik, daha çok varsıllık için doğal çevremizi tüketen çirkin eller gibi toplumsal yaşamımızı kirletmeye yönelikdir. Bu ortamda çevremizi kuşatan çirkin odaklar, fırsat bu fırsatdır diyerek; 2Temmuz1993 günü, Sivas'da insanların yaşama haklarına saldırdılar ve cinayet işlediler!...
Tartışmasız insan; doğal ve kültürel çevrenin en değerli varlığıdır.Gerçekte de tüm güzellikleri bütünleyen, onlara anlam kazandıran insan değil midir?...
Bir Doğa dostu olarak; Doğa'da yapılan çirkin saldırıların karşısında olduğum gibi, insana yönelik böyle çirkin saldırıların da karşısındayım, kuşkusuz insana yönelik her çirkin saldırının karşısında olacağım gibi...
Atalarımızın dediği gibi; "yaş kesen, baş da keser"...
Son yıllarda güzel Anadolumuz'u tüketmeyi amaçlayan doğal ve kültürel değerlerimize yapılan saldırıları gördükçe, atalarımıza hak vermemek elde mi?...Önceleri Anadolumuz'un yeşilini/doğal kaynaklarını yokedenler, artık insanına yönelmektedirler.
Gönül ister ki böyle çirkin saldırılar yaşanmasın, büyük Atamız'ın önderliğinde verilen onurlu bir özgürlük, bağımsızlık ve Kurtuluş Savaşı sonucu oluşturulan Anadolu halkının birlikteliği üzerinde böyle kara bulutlar dolaşmasın. Özellikle de Sivas ilimizde...
Çünkü Sivas; Pir Sultan Abdal'ı yetiştirmişdir. Pir Sultan Abdal; yüzyıllardır Anadolu'da sevgi ve hoşgörünün simgesi olmuşdur. Onun çocuklarından Aşık Veysel; sazının tellerinden Doğa'yı, insanı görmüş, sarı çiğdemde, mor menekşede Doğa ve insan sevgisini bulmuş, "sadık yar" olarak "kara toprağı" bilmişdir.
2 Temmuz 1993 günü, Sivas'da yaşananlara baktığımızda; yüzlerce yıllık hoşgörü ve sevginin, Anadolu'nun bağrından "Doğa'daki bir çiçeğin koparılıp yokedilişi gibi" yokedilmek istendiğine tanık olmaktayız...
Bilinmelidir ki; Anadolu halkı, kendi öz çocuklarının bile kanını içen İranlı mollaların değil, yüreğinde mor menekşeleri, sarı çiğdemleri, kırmızı karanfilleri yeşerten Aşık veysel'in, Pir Sultan Abdal'ın, en önemlisi de Kemal ATATÜRK'ün çocuklarıdır. Doğa'daki yeşil zeytin ağaçlarının yerine, gri betonları yükseltenlerin, insan yüreğindeki zeytin dallarını kırmalarına, barış güvercinlerini öldürmelerine izin vermeyelim.Büyük Önderimiz Kemal ATATRÜK'ün; Anadolu geleneğimizden kaynaklanan Bektaşi hoşgörü ve sevgisiyle sonsuza dek YURTDA BARIŞ, DÜNYA'DA BARIŞ ilkesini amaç edinelim. Sonsuza değin Anadolumuz'da; şeriatın kan göllerinin değil, sevgi ve hoşgörünün mor menekşelerinin, sarı çiğdemlerinin, kırmızı karanfillerinin, beyaz güllerinin oluşması için var olalım...