SelmaErdal'dan yansıya düşenler

http:blog.360.yahoo.com/blog/ http://selmaerdal.spaces.msn.com

Friday, October 06, 2006

MİLLETVEKİLİ SEÇİLME YAŞI 25 OLSUN DENİYOR...

Bilindiği gibi Türkiye; genç nüfusu olan bir ülkedir, bundan yola çıkan egemenler ( ki AKP'liler) ve de onlara karşıt seçilmişler ( ki CHP'liler) milletvekili seçilme yaşının 25 olması gerektiği gibi bir öneride buluşuyorlar, ortak düşüncedeler...Ne de olsa seçimler yaklaşıyor; genç oylara ulaşmak için, gençlere hoş iletiler göndermek gerek...
Olur da bu önerileri, düşünceleri, yasalaşır, dolayısıyla gerçekleşirse; bu yeni durum için demek isterim ki:
Haydi kızlar okula dercesine;
HAYDİ KIZLAR SİYASETE!...
HAYDİ KIZLAR TBMM'YE!...
Popstar/popostar olmayı amaçlamak yerine; düşünen, üreten, yöneten olmayı amaçlayın!...
Haydı kızlar gerçek yaşama katılın; geleceğinizi belirlemek için siyasete atılın!...

Tuesday, October 03, 2006

BU MEKTUBU HERKES OKUSUN!...

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'na;
1.Eylül.2006 tarihinde Van'ın Özalp İlçesi saray mevkiinde İran sınırından teröristlerce açılan ateş sonucu evladımız Piyade er Deniz Yüzgeç şehit düştü. Aynı gün akşam saatlerinde acı haber bir binbaşı ve iki doktor nezaretinde bizlere ulaştırıldı, 2 eylül Cumartesi günü cenazesi İzmir'e getirilerek 3 eylül Pazar günü resmi tören ile Kadifekale şehitliğinde defnedildi. Tüm bu süreç boyunca en düşük rütbeden en yüksek rütbeye kadar tüm askeri personel gerekli prosedürü eksiksiz yerine getirmiş ve şehidimize son görevimizi layıkıyla yapmamızı sağlamıştır.
Lakin devletin en önemli ikinci makamında bulunduğunuz ve de Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni ilk ağızdan temsil ettiğiniz halde, henüz şehitlerimizin toprağı dahi kurumadan yaptığınız "askerlik yan gelip yatma yeri değildir" açıklaması ve arkasından da sözde hatanızı düzeltmek için verdiğiniz demeçte "askerlik turistik bir mekan değildir" demeniz tüm ailemizde infial yaratmıştır.
Nasıl bir başbakan "artık şehit haberi almak istemiyoruz" diye feryat eden bir vatandaşına bu tür bir açıklama getirebilir? Ülkemizde milyonlarca insanın gözü kulağı son dönemde tırmanan eylemlere karşı ne tür bir önlem paketi açıklayacağınızı duyabilmek umuduyla size çevrilmişken, hangi düşüncelerle bu anlamsız, anlamsız olduğu kadar da yakışıksız açıklamayı yapabildiğiniz bilemiyoruz.
Size maddeler halinde hatırlatmak isteriz ki;
1.Siz ne Başbakan olmadan önce gittiğiniz Amerika Birleşik Devletleri'nde görüştüğünüz kişilerin, ne de Avrupa Birliği'nde müzakere adı altında bazı ödünler verdiğiniz şahısların değil, bizim yani Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Başbakanı'sınız.
2.Bu tür bir açıklamayı yapmanız gösteriyor ki; ya sarf ettiğiniz cümlelerin hangi kişilerce nasıl algılanacağını düşünmeden konuşuyorsunuz, ya da bilerek ve isteyerek şehit ailelerine ve tüm halkımıza "çocuklarınızı askere gönderirseniz ölmeleri gayet doğaldır" gibi bir açıklama getiriyorsunuz. Bizce her iki durumda da istifa etmediğiniz her saniye rahmetli şehitlerimizin aziz hatırasına zarar vermektesiniz.
3.Bu tarihten itibaren oğlunuz Bilal erdoğan'ın askerlik durumunun en yakın takipçileri olacağız.
Umarız ki Allah bu büyük acıyı asla ne size ne de bir başkasına yaşatmasın.
Sizden yıllardır devam eden bu sorunlara bir çözüm bulmanızı dilemek isterdik ama sahip olduğunuz ve olamadığınız özelliklerinizi düşününce bu sorunu çözebileceğinize artık inanmıyoruz.
Son olarak ifade etmeliyiz ki, bu metin sizi siyasi olarak yıpratmak veya iktidarınızı sarsmak amacıyla düzenlenmiş bir muhalefet komplosu değil, evladını bazı tedbirsizlikler yüzünden şehit vermiş bir ailenin yaptığınız açıklamalara verdiği en hafifletilmiş cevabıdır.
Bu mesajın size belki de hiçbir zaman ulaştırılmayacağını biliyoruz.
Ancak biz bu mesajı size ve tüm halkımıza ulaştırmak için elimizden geleni yapacağız.
MESAJI ALANLAR, SİZLER DE ÜZERİNİZE DÜŞENİ YAPINIZ VE İLETEBİLDİĞİNİZ KADAR İLETİNİZ.
DUYaRSIZ KALMAYALIM.ŞEHİTLERİMİZE VE AİLELERİNE BU KADARINI BORÇLUYUZ.

*İşte ben de bu iletiye duyarsız kalamadığım için;
ATATÜRK İLKE VE DEVRİMLERİ'NİN AYDINLANMASINDA, ULUSAL BİRLİĞİMİZDEN VE ÜLKE BÜTÜNLÜĞÜMÜZDEN YANA OLAN YURTDAŞLARIMIZLA BU İLETİYİ PAYLAŞMAK İSTEDİM.

Friday, July 28, 2006

CUMARTESİ ANNELERİNE















Ben Boşnakım, sen Kürtsün
O Laz, diğeri Çerkes
Kimlik peşine düşdükçe herkes
Hergün biryerlerde
Oğullar verilir toprağa
Analar gözyaşı döker
Ardından paylaşırlar günleri
Türkler Cuma Anaları
Kürtler Cumartesi
Yurdun her köşesinde birileri dalaşır
Çarşamba'yla, Perşembe'yi de
Başka analar paylaşır
Bu gidişle;
Anadolu'nun Anaları,
Bölündükçe haftanın günlerine
Korkarım Anadolum da bölünür
Yeniden yedi düvele...
Selma ERDAL;Bursa, 13.Mart.1999

Ve günümüzde;
Filistin'de savaşın pençesinde kan gövdeyi götürürken, oğullar yitirilmekde, analar gözyaşı dökmekde...
YURTDA BARIŞ, DÜNYA'DA BARIŞ ilkesiyle temeli atılan ülkemizde; tezden ANALAR barışmalı, yokyere yitirilmesin OĞULLAR diye...

Wednesday, July 12, 2006

4 Haziran 2006 BALLIKAYALAR VESPA ŞENLİĞİ'NDE BURSA CHOPPERS CLUB ÜYELERİ


BALLIKAYALAR VESPA ŞENLİĞİNE GİDİŞ YOLUNDA

Sunday, July 02, 2006

ANADOLU'DA SEVGİ VE HOŞGÖRÜ




















Yaşam alanlarımızı günden güne kuşatan çevre bozulmasının yanısıra, toplumsal yaşamımıza da bulaştırılmak istenen birtakım çirkinlikler, güzel Anadolumuz'da yüzlerce yıllık geçmişi olan hoşgörü ve sevgi ortamını hedef almışdır. Bunun en utanılası örneği; Anadolu kültürüne bir PİR SULTAN ABDAL'ı, bir AŞIK VEYSEL'i ve daha nice güzel insanı armağan eden SİVAS'da yaşanmışdır.
Anadolu halkının nakış gibi dokunmuş, çiçek çiçek bezenmiş ve hoşgörü dolu geçmişine bir kara gölge gibi düşen bu çirkinlik, daha çok varsıllık için doğal çevremizi tüketen çirkin eller gibi toplumsal yaşamımızı kirletmeye yönelikdir. Bu ortamda çevremizi kuşatan çirkin odaklar, fırsat bu fırsatdır diyerek; 2Temmuz1993 günü, Sivas'da insanların yaşama haklarına saldırdılar ve cinayet işlediler!...
Tartışmasız insan; doğal ve kültürel çevrenin en değerli varlığıdır.Gerçekte de tüm güzellikleri bütünleyen, onlara anlam kazandıran insan değil midir?...
Bir Doğa dostu olarak; Doğa'da yapılan çirkin saldırıların karşısında olduğum gibi, insana yönelik böyle çirkin saldırıların da karşısındayım, kuşkusuz insana yönelik her çirkin saldırının karşısında olacağım gibi...
Atalarımızın dediği gibi; "yaş kesen, baş da keser"...
Son yıllarda güzel Anadolumuz'u tüketmeyi amaçlayan doğal ve kültürel değerlerimize yapılan saldırıları gördükçe, atalarımıza hak vermemek elde mi?...Önceleri Anadolumuz'un yeşilini/doğal kaynaklarını yokedenler, artık insanına yönelmektedirler.
Gönül ister ki böyle çirkin saldırılar yaşanmasın, büyük Atamız'ın önderliğinde verilen onurlu bir özgürlük, bağımsızlık ve Kurtuluş Savaşı sonucu oluşturulan Anadolu halkının birlikteliği üzerinde böyle kara bulutlar dolaşmasın. Özellikle de Sivas ilimizde...
Çünkü Sivas; Pir Sultan Abdal'ı yetiştirmişdir. Pir Sultan Abdal; yüzyıllardır Anadolu'da sevgi ve hoşgörünün simgesi olmuşdur. Onun çocuklarından Aşık Veysel; sazının tellerinden Doğa'yı, insanı görmüş, sarı çiğdemde, mor menekşede Doğa ve insan sevgisini bulmuş, "sadık yar" olarak "kara toprağı" bilmişdir.
2 Temmuz 1993 günü, Sivas'da yaşananlara baktığımızda; yüzlerce yıllık hoşgörü ve sevginin, Anadolu'nun bağrından "Doğa'daki bir çiçeğin koparılıp yokedilişi gibi" yokedilmek istendiğine tanık olmaktayız...
Bilinmelidir ki; Anadolu halkı, kendi öz çocuklarının bile kanını içen İranlı mollaların değil, yüreğinde mor menekşeleri, sarı çiğdemleri, kırmızı karanfilleri yeşerten Aşık veysel'in, Pir Sultan Abdal'ın, en önemlisi de Kemal ATATÜRK'ün çocuklarıdır. Doğa'daki yeşil zeytin ağaçlarının yerine, gri betonları yükseltenlerin, insan yüreğindeki zeytin dallarını kırmalarına, barış güvercinlerini öldürmelerine izin vermeyelim.Büyük Önderimiz Kemal ATATRÜK'ün; Anadolu geleneğimizden kaynaklanan Bektaşi hoşgörü ve sevgisiyle sonsuza dek YURTDA BARIŞ, DÜNYA'DA BARIŞ ilkesini amaç edinelim. Sonsuza değin Anadolumuz'da; şeriatın kan göllerinin değil, sevgi ve hoşgörünün mor menekşelerinin, sarı çiğdemlerinin, kırmızı karanfillerinin, beyaz güllerinin oluşması için var olalım...

Saturday, July 01, 2006

BAŞKA NERELERDEYİM ?...




BURSA CHOPPERS CLUB gezilerimizin dışında; işte buralardayım...

http://blog.360.yahoo.com/blog/

http://selmaerdal.spaces.msn.com

www.bursagundemi.com (e-gazete)

www.gezegenimiz.com ( "köşe yazıları" ve "şiir" tıkla)

www.cogunlugunsesi.com ( "köşe yazıları" ve "şiir" tıkla)

Wednesday, June 28, 2006

ER ŞALİT'İ KURTARMAK ???

27 Haziran 2006, Kanal D, Anahaber'de Mehmet Ali Birant duyuruyor:
Filistinliler; 20 yaşındaki İsrailli er Şalit'i kaçırmışlar...
İsrail Dışişleri Bakanı, Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'den arabulucu olmasını "rica" ediyor...
Gül de Filistinliler'i arıyor, sorunun barışçıl bir yolla çözümlenmesi için...
Ve Dünya kamuoyu bekliyor, ne olacak diye...
Bense bekliyorum; ne İsa'ya, ne Musa'ya ( ki ne Doğu'ya ne de Batı'ya) yaranamayan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin itibarının/saygınlığının kalıp kalmadığını, sözünün dinlenip dinlenmeyeceğini görmek için ...
Batı'ya yaranmak için; neredeyse bağımsızlığından, en önemlisi de Lozan Barış Antlaşması'nın kazanımlarından vazgeçercesine verilen ödünler...
"İktidara gelmelerine katkıları olduğu sürekli tartışılan" Araplara yaranmak için de; LAİKLİK ilkesinden verilen ödünler...
Ve bugün, RTE'nin, ülkemizin uluslararası alanda saygınlığını, sözünün dinlenebilirliğini nereden nerelere getirip/getirmediğinin sınanacağı bir olay yaşanıyor...
Hamas'ı ülkemize çağırarak, ona "meşruluk" kazandırma girişimiyle olmuyor; sözünü dinletebiliyor musun, arabuluculuk girişimine değer veriliyor mu?...

Sonuç???
Göreceğiz...